Share

Çay’ın Serüveni

Hüsrev Demirulus

Sıcaktır, sıcakkanlıdır; sıcakkanlı insanların içeceğidir.
Ortamı ısıtır. Sıcak bir dostluğa atılan ilk adımdır. Eski dostların ise arasındaki sıcaklığı devam ettirir.
Kan kırmızıdır. Ortamın kanıdır, canıdır. Sohbetlerin koyulaşmasına katkı sağlar.
İçilen her yudum sıcak çayda, problemler yudum yudum hazmedilerek çözülür.
Dostlar arsında içilen her yudum çay dostluk halkalarına bir yenisini ekler.
Diğer içeceklerden farklıdır. Mesela kahve bir fincan içilir, orada biter. Ama çay demliğin dibi görünmeden bitmez. Eğer bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varsa, içilen çayların hatırı ne kadar olur, varın siz hesap edin.
Kahvenin yanında belki sadece lokum yenebilir ama çayın yanında pasta börek, bisküvi vb de yenebilir. Hatta kahvaltıların olmazsa olmazıdır çay.
Ancak çayın fazla tüketilmesi kalp çarpıntılarına, mide bulantısına, kabızlığa ve uykusuzluğa neden olabilmektedir.


Türkler için çayın yeri başkadır. Sabah kahvaltısı çaysız olmaz, yemek sonrası bir bardak çaya kimse hayır diyemez. Ayrıca çay, bizde sosyalleşme aracıdır. Bir kahve yerine, bir çay içelim daha yaygındır. Türkler haricinde hiçbir kültürde de ‘hadi bir çay koy, geliyorum’ tarzı cümleler kurulmaz.
Tarihçe
Çay ilk olarak milattan önce 2737 yılında, Çin’de medikal amaçlarla kullanılmaya başlanmış. Zaman ilerledikçe çayı suyla bir araya getirip bir içeceğe dönüştürmüşler. İlk içilebilir halde kullanılması milattan önce 10. yüzyıla denk geliyor.
Etimolojik yani kelime kökeni olarak bugün kullandığımız çay kelimesi, bize Çin’in bir lehçesi olan Mandarin’den gelmiştir. Okunuş olarak “ça”, Latin harfleriyle yazılımı “cha” olan bu kelime, zamanla Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey ülkelerine kadar ilerlemiştir. Bu nedenle bu coğrafya içinde yer alan neredeyse tüm ülkeler çay kelimesini “çay” olarak okumaya devam eder.
Çin’de içilmeye başlanan ve artık diğer ülkelere yayılım gösteren çayın yolculuğu ilk dönemde: Kore, Japonya ve Vietnam üzerine olmuştur. İnsanlar bu ülkelerde çay içiyorken, çayın neredeyse bir diğer piri olan Hindistan’da çay hala medikal amaçlarla kullanılıyormuş. Avrupa’ya ise önce Portekiz, oradan da İngiltere’ye gelerek yayılmıştır.
Hükmettiği topraklardan kahveyi getiren ve tüm toprakları genelinde yeni bir kültüre ön ayak olan Osmanlı’nın çayla tanışma hikâyesi, İstanbul’daki birkaç dükkânın çay ithalatı yapmasıyla başlamış (solda). Çayın değerli ve güzel bir içecek olduğunun farkına varan Osmanlı, Sultan II. Abdülhamid döneminde Çin’den getirilen fidanları Bursa’ya ektirmiş ancak ekolojik nedenlerle burada çay yetiştirmek mümkün olmamış.
Yapılan araştırmalara göre Türklerin çayla tanışıklığı aslında çok daha öncelere Orta Asya’ya dayanıyormuş. Hatta 12. yüzyıl bile diyebiliriz. Bir Kazan Kırım Türk’ü ve dil ıslahatçısı olan Abdül’l-Kayyum Nasıri’nin kitabı Fevakihü’l-Cülesa’da ilk çay içen Türk’ün Hoca Ahmet Yesevi olduğu vurgulanmıştır. Çay konusunda bilinenin aksine çok büyük bir varlık gösteremeyen Osmanlı, bu sırada I. Dünya Savaşı’nı yaşamış. Kaybettiği topraklar ve ticari anlaşmalar nedeniyle bir kültür haline gelen kahveyi oldukça pahalıya ithal etmeye başlamış. Yemen’den gelen kahveler çok pahalı bir hal almış.
Bu konuda önlem alınması gerektiğini düşünen Mustafa Kemal, Türkiye topraklarında yetiştirilebilecek bir bitki olan çayın yaygınlaşması için çalışmalara başlamış. Kahvenin pahalı yüzüne karşılık çay, daha ucuza imal edilebilen ve kolay ulaştırılabilen bir içecek olmuş.
20. yüzyıla kadar çayla çok haşır neşir olmayan Türkler, 1900’lü yıllarda Karadeniz’in özellikle Rize ilinde çayda önüne geçilemez bir büyüme gözlemlemiş. 1924 yılında devlet tarafından Rize’de çay yetiştirilmesi konusunda bir yasa çıkarılmış. 1930’lara gelindiğinde Gürcistan’dan alınan 70 ton siyah çay tohumu ekilmiş ve Rize’nin bir çay yıldızı olması sağlanmış.
1880 Muğla doğumlu, Türkiye’nin yetiştirdiği ilk Ziraat Mühendislerinden olan Zihni Derin, Cumhuriyet Türkiye’sinde Tarım ve Orman Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlıklarında üst düzey bürokrat olarak çalıştı.
Zihni Derin 1923 yılında Rize´ye gelir. Batum´dan getirilip dikilen çay fidanlarının gayet iyi adapte olduklarını görür. Bir elemanını tekrar Batum’a göndererek mandalina ve çay fidanları ile tohumlarını getirtir. Ayrıca kendisi de Batum´a düzenlenen bir geziye katılır ve Batum ve çevresinde Ruslar tarafından kurulmuş olan çay bahçelerini, çay fabrikasını ve Astropikal Bitkiler Araştırma İstasyonu´nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize´ye döner. Beraberinde çay tohumu ve fidanları, narenciye ve bazı meyve çeşitleri, bambu rizomları ve bir Rus bahçıvanı ile Rize´ye getirir. Türkiye’de çay tarımın yerleşmesi bu şekilde olur.
25 Ağustos 1965´te Ankara´da vefat eden Zihni Derin’e 1969 yılında TÜBİTAK bu değerli mücadele adamına bir Hizmet Ödülü vererek adını ölümsüzleştirir. Bundan sonra dönem dönem yapılan tüm regülasyonlara rağmen, dünyada en yüklü miktarda çay üretimi gerçekleştiren ilk 6 ülke arasındaki yerimizi almışızdır artık.
Şu anda Kişi başına ortalama yıllık 6. 87 kg çay tüketimiyle Türkiye, dünya üzerinde en çok çay tüketen ülke. Çiniden ve İngiltere’den bile öndeyiz bu konuda.


Çayın faydaları saymakla bitmez;
⦁ Çayın Kolon Kanserine Faydaları: İçeriğinde yer alan TF – 2 adını taşıyan polifenol kanser ile mücadelede etkinliği bilinen bir maddedir. Çayın içeriğinde yer alan bu madde kanserli hücrelerin yok olmasına yardımcı olurken sağlıklı hücreler üzerinde herhangi bir olumsuzluğuna da rastlanmamıştır. Bu nedenle çay son zamanlarda yapılan araştırmalarda kolon kanserinde kanserli hücrelerin yok edilmelerine yardımcı olduğundan çay tüketimi önerilmektedir.
⦁ Çay Antioksidan İçerir: Vücutta birçok hastalığa davetiye çıkaran ve asıl sebebi olan serbest radikallere karşı çayın antioksidan içermesi genel anlamda sağlık açısından önemlidir. Bu özelliği ile birçok hastalığa yakalanma riskini azaltır.
⦁ Çay Kalp Krizi Riskini Azaltır: Siyah çay tüketimi kalp sağlığını korur. Hollanda’da yapılan bir araştırma sonucuna göre günde 2-3 bardak siyah çay tüketen kişilerin tüketmeyen kişilere göre %70 oranından kalp krizi daha az geçirdiklerini ortaya koymuştur. Bunun yanında siyah çay tüketimi kan pıhtılaşmasını engeller ve felç geçirme riskini azaltır.
⦁ Kemik Sağlığını Korur: Düzenli olarak çay tüketimi kemik sağlığını korur. Çayın bol miktarda içerdiği fitokimyasalların yardımıyla kemik sağlığını koruduğu düşünülmektedir.
⦁ Çay Bağışıklık Sistemini Korur: Bazı bilimsel çalışmalar kanın bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ortaya koymuştur. Bunun yanında bazı sağlık uzmanları çay içenlerin içmeyenlere göre daha sağlıklı kan yapısına sahip olduklarını savunmaktadırlar. Siyah çay, bağışıklık sistemini güçlendiren alkilamin antijenleri içerir. Buna ek olarak, virüslerle mücadele eder. Günlük hayatımızda grip ve diğer yaygın virüslerden korunmamızı sağlar.
⦁ Çay Kansere Karşı Korur: Çayın aynı zamanda iyi bir antioksidan olduğunu yazmıştık. Kanser hastalıklarının en önemli sebeplerinden bir tanesi serbest radikallerdir. Antioksidanlar serbest radikallerin işlevlerini ve kansere yakalanma riskini ortadan kaldırır.
⦁ Çay Sindirim Sistemine Faydalıdır: Çayın genelde sindirim sistemine zararlı olduğu düşünülür fakat sindirim sistemine asıl zarar veren çayla birlikte aşırı miktarda şeker tüketimidir ve aynı şekilde aşırı çay tüketimidir. Hâlbuki az şekerli ve şekersiz çay tüketimi sindirim sistemi için ve özellikle bağırsak hareketleri için faydalıdır. Bağışıklık sisteminizin iyileştirilmesine ek olarak, mide ve bağırsak hastalıkları üzerinde terapötik bir etkiye sahiptir ve ayrıca sindirim aktivitesini düşürmeye yardımcı olur.
⦁ Çay Kalori İçermez: Kalori içermeyen çay bu özelliği sayesinde kilo alma riski de taşımaz. Çayın düzenli olarak tüketimi tam tersi sindirim sisteminin düzenli çalışmasına ve kilo verilmesine yardımcı olabilir. Özellikle siyah çayın daha etkili olması için limon suyu ile tüketilmesi önerilmektedir. Limon suyu ayrıca siyah çayın bünyede meydana getireceği demir eksikliği sorununu da ortadan kaldırabilmektedir.
⦁ Çay Metabolizmayı Güçlendirir: Günde 3-4 bardak yeşil çay tüketiminin metabolizmayı hızlandırdığı düşünülmektedir. Bazı sağlık uzmanları düzenli olarak yeşil çay tüketimi ve 10-14 dakikalık yürüyüşle ayda 6-7 kilo verilebileceğini savunmaktadırlar.
⦁ Ağırlık denetimi sağlar: Özellikle karın çevresi yağlanmasını azaltırken, yağ yakımını ve ağırlık kaybını destekleyici etki gösterir.
⦁ Uyarıcı etkisi nedeniyle zihinsel ve bedensel yorgunluğu giderici özelliğe sahiptir. Kolon kanseri başta olmak üzere pek çok kanser türünü önleyici etkileri olduğu tespit edilmiştir.
⦁ Midenin çalışmasını destekleyerek mideyi kuvvetlendirir. Kolera, guatr gibi hastalıklarda tedavi edici özelliği vardır.
⦁ Ağız Sağlığına iyi gelir: Diş ve diş eti rahatsızlıklarının tedavi sürecini kısaltırken ağız kokusunu da engeller. Çalışmalar, siyah çayın çürük oluşumunu engellediği, bakterileri öldürdüğü ve dişlerdeki plak oluşumunu engellediğini ortaya koyuyor.
⦁ Daha İyi Bir Kalp: 2009’da yayınlanan bir araştırmada, günde 3 veya daha fazla çay içen insanlarda kalbin güçlendiği, inme ve felç riskinin daha az olduğu açıklandı.
⦁ Diyabet riskini düşürür: Akdeniz adalarında yaşayan yaşlı insanların üzerinde yürütülen bir çalışmada, günde 1-2 bardak siyah çay tüketenlerin, Tip 2 diyabet hastalığına yakalanma olasılığının %70 daha düşük olduğu görüldü.
⦁ Strese karşı birebir: Hepimiz siyah çayın sakinleştirici ve rahatlatıcı faydaları konusunda bilgili ve deneyimliyiz. Uzun ve yorucu bir günün ardından içilen bir bardak sıcak çay, daha iyi konsantre olmayı sağlıyor. Ayrıca stres hormonu düzeylerini de azaltıyor.
⦁ Mutluluk verir: İyi demlenmiş güzel bir fincan çay, kendinizi şımartmaya yardımcı olur ve mutlu eder. Daha ne olsun!
⦁ Siyah çayın içerdiği vitamin ve mineraller: Çayda A, D ve B12 bulunurken ayrıca Sodyum, Potasyum gibi mineraller de bulunmaktadır.
⦁ Damarların sertleşmesini de önleyen siyah çayın böbrek taşı riskini azalttığı ileri sürülmüştür.
⦁ Enerji arttırır: Yüksek kafein içeriği olan diğer içeceklere göre siyah çayda bulunan düşük kafein oranı kan akışına yardımcı olurken, beyin fonksiyonlarını da güçlendirir. Ayrıca metabolizma ve solunum sistemiyle kalp ve böbrekleri de uyarır.

Netice
1930’lu yıllarda tanışmamıza rağmen şu anda tüketimde dünya şampiyonu olduğumuz çay artık kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. İçiminin ve kokusunun hoş oluşu yanında yukarıda sayılan faydaları da göz önüne alınacak olursa bu konuda çayın tahtının uzun süre sarsılamayacağı açıktır.
Ancak her şeyde olduğu gibi aşırıya kaçmamak burada geçerlidir. Gün içerisinde çok fazla tüketilen çayın başta uykusuzluk ve sinirlilik olmak üzere buna bağlı olarak baş ağrısı, mide ağrısı, kabızlık ve kalp çarpıntısı gibi yan etkileri de gözden uzak tutulmamalıdır. Mutedil sevide olmak şartıyla çayın nimetlerinden faydalanmak ümit ve dileğimizi sunarız.
Kaynaklar

Çayın Faydaları


https://www.turkiyegazetesi.com.tr/saglik/473937.aspx

Siyah çayın sağlığa faydaları neler? Çay hangi hastalıklardan korur


https://yemek.com/cayin-tarihcesi/#gref
http://www.caykur.gov.tr/Pages/Kurumsal/KurumHakkinda.aspx?ItemId=20&ItemId2=27&ItemType=Detail

Leave a Comment